Dünyanın farklı şehirlerinde imza attığı projelerle tanınan Pembrooke & Ives, bugün lüks iç mekân tasarımının en güçlü temsilcilerinden biri. Detaylara gösterdiği özen, işlevsellik ve estetik arasında kurduğu dengeyle öne çıkan marka, yalnızca mekânlar değil, yaşam biçimleri tasarlıyor. Pembrooke & Ives’ın Direktörü ve Kreatif Direktörü Francis Nicdao ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, markanın kuruluş hikâyesinden ilhamını, tasarım anlayışını ve doğal taşın mekânlarda üstlendiği rolü konuştuk. Nicdao’nun da vurguladığı gibi, “Zarif tasarım, hayatları değiştirme gücüne sahiptir.” Bu yaklaşım, Pembrooke & Ives’ın yalnızca estetik mekânlar değil, aynı zamanda yaşayanların hayatına değer katan deneyimler tasarlama vizyonunun özünü oluşturuyor.
Pembrooke & Ives’ın kuruluş hikayesini bizimle paylaşır mısınız?
Londra doğumlu Andrew Sheinman, 1980’lerin başında New York’a geldiğinde, lüks erkek modası alanında edindiği deneyim ve zanaatkarlığa olan derin saygısını da beraberinde getirdi. Perakende ve döşeme sektörlerinde deneyim kazandıktan sonra, iç tasarımda gerçek amacını keşfetti. 1987 yılında, lüksün sadece estetikle değil, detaylar, işlevsellik ve insanların yaşam tarzlarıyla da ilgili olduğu inancıyla mütevazı bir stüdyo olan Pembrooke & Ives’ı kurdu.
On yıllar içinde, firma zarif ve işbirliğine dayalı yaklaşımıyla tanınan, ödüllü bir stüdyo haline geldi. Özel konutlardan simgesel sosyal alanlara ve konaklama projelerine kadar, Pembrooke & Ives güzelliği günlük yaşamla dengeleyen iç mekanlar sunuyor. Butik bir atölye kadar sıkı bağlara sahip, ancak olağanüstü ölçekte çalışabilen bir kültüre sahip olan firma, sadece mekanları değil, buralarda yaşayanların deneyimlerini de şekillendirmeye devam ediyor.
Bugün, firmanız dünyanın farklı bölgelerinde çok sayıda projeyi tamamlamıştır. Sizce bu başarının arkasındaki en önemli faktör nedir?
Bir firma olarak, belirli bir stile bağlı değiliz, bunun yerine her projeye ve müşteriye kalite, stil ve uzun ömürlülük ilkelerimizi uyguluyoruz. Bu uyarlanabilirlik ve müşteri odaklı yaklaşım, dünyanın her köşesinde bize kapılar açmıştır. Ayrıca, birçok müşterimizin dünya çapında birden fazla evi olması da bizim için bir şans, bu sayede farklı yerlerde onlarla çalışma fırsatı buluyoruz.
“Zarif tasarım, hayatları değiştirme gücüne sahiptir” sloganınız sizin için ne ifade ediyor?
Bu slogan, yaşadığımız mekanların duygularımızı, etkileşimlerimizi ve hatta günlük hayatımızı nasıl yaşadığımızı şekillendirdiğine olan inancımızı yansıtıyor. İyi döşenmiş bir iç mekan sadece güzel görünmekle kalmaz, insanların yaşam tarzını destekleyen bir rahatlık, ilham ve konfor hissi yaratır. Bir mekan özenle tasarlandığında, her ayrıntı uyum içinde çalışarak sadece ortamı değil, içindeki kişilerin deneyimini de yükseltir. Tasarımın dönüştürücü gücü budur: ruh halini etkileme, bağlantı kurmayı teşvik etme ve günlük yaşama denge ve neşe getirme yeteneğine sahiptir.
Bir proje için mermer seçerken, estetik, dayanıklılık ve işlevsellik arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Malzeme seçimi yaparken, taş için doğru dayanıklılığı bulmak başlangıç noktasıdır. Geliştirilmiş sızdırmazlık malzemeleri ve laminasyon seçenekleri sayesinde, müşterilerimize her zamankinden daha fazla seçenek sunulmaktadır. Buradan itibaren estetiğe odaklanabiliriz. Taş, herhangi bir alana çarpıcı renk ve doku katabilir veya daha ince bir şekilde diğer tasarım öğelerinin arka planı olarak işlev görebilir. Bunlar, doğru malzemeyi seçerken dikkate alınması gereken önemli hususlardır.
Mermeri en yoğun şekilde kullandığınız proje hangisiydi? Mermerin o alanın ruhunu nasıl dönüştürdüğünü bizimle paylaşır mısınız?
Aspen’de, her alanın tasarımında taşın önemli bir rol oynadığı bir özel konut tasarladık. Her odada, taş seçimi odanın tonunu belirledi; mutfak için daha koyu ve karanlık, ana süit için daha açık ve daha sakin, ya da yükseltilmiş bir oturma odası için dokulu bir taş kaplama. Evdeki hiçbir oda aynı olmasa da, taş tüm odaları birleştiren bir özellik.
Mermerin doğal damarları, dokusu ve renk çeşitliliği tasarımda size ne tür yaratıcı fırsatlar sunuyor?
Taş malzeme, yaratıcılık için çok fazla fırsat sunar. Doğal damarları, kendi başına benzersiz bir doku olarak öne çıkarılabilir veya kitap eşleştirme veya marketeri ile oynayarak daha ayrıntılı desenler yaratılabilir. Taşın rengi bazen tüm odanın çıkış noktası olabilir.
Türkiye, dünyanın en büyük mermer üreticilerinden biridir. Projelerinizde hiç Türk mermeri veya doğal taş kullandınız mı? Eğer kullandıysanız, hangi özellikleri öne çıktı?
Piyasada çok çeşitli ve çok yönlü Türk taşları bulunmaktadır. Biz özellikle Tundra Gray gibi daha doğal ve nötr renkleri kullanmayı seviyoruz, çünkü bu renkler daha geniş bir kitleye hitap ediyor ve hem zamansız hem de sofistike. Bu mermerler ürün tasarımı için de harika ve müşterilerimiz için tasarladığımız masa üstleri ve diğer özel parçalarda kullanıyoruz.
Önümüzdeki yıllarda iç tasarımda doğal taşların, özellikle mermerin rolünün nasıl gelişeceğini düşünüyorsunuz?
Mermer, tasarımları şekillendirmede ve iç mekanları dönüştürmede her zaman önemli bir rol oynamıştır. Teknoloji ve üretim teknikleri gelişmeye devam ettikçe, iç mekanlarda kullanabileceğimiz taşların uygulamaları, formları ve türleri de gelişecektir. Bu heyecan verici bir olasılık.







































+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95