Mimar Ravza İmran Yıldırımoğlu, genç yaşta hayata veda eden dedesi Öğretmen Mustafa Demirci’nin anısını yaşatmak için özel bir çeşme tasarladı. Hem mimari hem de sanatsal açıdan özenle planlanan bu eser, geleneksel Türk-İslam motifleri ile çağdaş mimari anlayışı bir araya getiriyor.
Sincan Yenikent Pembe Andezit ve Sivrihisar Gri Bazalt taşlarının kullanıldığı yapı, dört cepheli ve üç akarlı olarak planlandı. Cephelere yerleştirilen musluklar ve kurnalar sayesinde aynı anda çoklu kullanım imkânı sunan çeşme, hem işlevsel hem de simetrik bir düzen kazanıyor. Yaklaşık 13 ton ağırlığında olan yapı, 3,15 metre yüksekliğiyle bulunduğu çevrede anıtsal bir duruş sergiliyor.
Üst bölümde 300×60 cm ölçülerinde dört taraflı taçlar bulunurken, gövdede h:230×140 cm ölçülerinde üç adet çeşme aynası yer alıyor. Aynaların altında bordürler, taçların altında ise taş kuşaklar kullanılarak cephe bütünlüğü sağlanmış. Çeşmenin arka kısmında teknik müdahaleler için taş yüzeyle bütünleşik bir kapak tasarlanmış olması da yapıya hem estetik hem de işlevsel bir çözüm kazandırıyor.
Taş işçiliği açısından da öne çıkan yapıda, blokların ebatlanması dışında kalan tarak, mucarta, oyma, kabartma ve burgu işlemleri tamamen el işçiliğiyle uygulandı. Çeşme yüzeylerindeki ince taş oymaları, hem doğal taşın karakterini vurguluyor hem de geleneksel ustalığın sanatsal yönünü gözler önüne seriyor.
Mimari yaklaşımda, Türk-İslam sanatından alınan ögeler çağdaş bir dille yeniden yorumlandı. Gövde, dikdörtgen bir kütle üzerinde yükselirken, üst kısmı geniş saçaklı bir örtüyle taçlandırıldı. Saçağın gövdeye oranla büyük tutulması yapıya güçlü ve anıtsal bir ifade kazandırıyor. Dalgalı forma sahip saçak silueti, bitkisel motiflerle bezenmiş; taç kısmında kullanılan lale motifi ise Türk-İslam sanatında önemli bir sembol olarak Türklüğü temsil eden bir kimlik unsuru haline gelmiş.
Sütunlarda tercih edilen heliz (burmalı) form, Osmanlı çeşmelerindeki klasik bezemelere bir gönderme niteliğinde. Aynalarda kullanılan sivri kemerli oymalar, cepheye derinlik etkisi kazandırırken, sade bırakılan ayna yüzeyleri kemer siluetinin daha net okunmasına imkân tanıyor.
Renk tercihinde ise çağdaş bir yaklaşım benimsenmiş. Pembe tonlarıyla vurgulanan taş yüzeyler, geleneksel formları modern bir estetikle buluşturmuş ve çeşmeye adeta masalsı bir atmosfer katmış. Bu renk ve form tercihleri sayesinde yapı, bulunduğu çevrede yalnızca bir su yapısı değil, aynı zamanda dikkat çekici bir kültürel odak noktası haline gelmiş.
Sonuç olarak bu çeşme, hem tarihsel motifleri hem de modern malzeme ve estetik anlayışını bir arada sunuyor. Türklüğü simgeleyen lale motifi, çeşmenin kimliğinde güçlü bir sembolik değer taşırken; işlevselliği ve anıtsal görünümüyle mekâna kültürel bir anlam yüklüyor.
Bu anlamlı eser, 25 Ocak 1951’de Kayseri Yahyalı’da doğan ve 31 Temmuz 1976’da henüz 24 yaşında hayatını kaybeden Mustafa Demirci’nin aziz hatırasına ithaf edildi. Mimar Ravza İmran Yıldırımoğlu, dedesinin adını yaşatacak bu çeşmeyle hem ailevi bir vefa borcunu yerine getirmiş oldu hem de kültürel mirasın korunmasına katkı sağlayan özgün bir mimari eser ortaya koydu.






















+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95