Mimar Ilgın Sıla Ayhan, tasarımlarında doğal taşı bir araç değil, mekânın ruhunu anlatan bir ortak olarak konumlandırıyor. Mermerin zarafetinden bazaltın gücüne uzanan bu yolculukta, malzemenin diliyle bağlamsal ve özgün hikâyeler yaratıyor. Kendisiyle doğal taşın mimarideki rolünü, sürdürülebilirlik tutkusunu ve unutulmaz projelerini konuştuk.
Mimarlıkla yolunuz nasıl kesişti? Bu mesleği seçmenizde belirleyici olan şey neydi?
Mekânın kullanıcıyla kurduğu ilişkiden ve fiziksel çevreye verdiği yanıttan etkilenerek tasarıma yöneldim. Akademik sürecin başında, tasarımın yalnızca biçim değil, aynı zamanda bağlamla ilişkili, katmanlı bir düşünme biçimi olduğunu fark ettim. Estetik, işlevsellik ve çevresel etkileşim arasında bir denge kurma çabası beni bu alana kalıcı biçimde bağladı.
Tasarım anlayışınızı üç kelimeyle tanımlamanız gerekse, neler söylersiniz?
Coşkulu, bağlamsal ve özgün.
Doğal taşla ilk ne zaman çalıştınız, bu malzemenin sizi cezbeden yönü neydi?
Doğal taşla çalışmaya başladığım ilk dönemden itibaren, malzemenin estetik ve yapısal özellikleri beni etkiledi. Özellikle peyzaj tasarımlarımda, bölgenin özgün doğal taşları olan bazalt, granit küp taş, kayrak ve traverten gibi malzemeleri tercih ederek, tasarımlarımı çevresel bağlamla uyumlu ve sürdürülebilir kılıyorum. Bu yaklaşım, hem yerel karakteri korumama hem de malzeme seçiminde bilinçli ve işlevsel bir dil oluşturabilmeme olanak tanıyor.
Mimari tasarımlarınızda doğal taşı nasıl konumlandırıyorsunuz?
Doğal taşı, tasarım sürecimin temel yapıtaşlarından biri olarak konumlandırıyorum. Estetik ve işlevselliği bir araya getirerek, özellikle peyzaj ve iç mekân projelerinde kullanıyorum. Taşın dokusu, tarihi ve fiziksel varlığı mekânların bağlamsal dilini güçlendiriyor ve kullanıcıyla olan etkileşimini zenginleştiriyor.
Tasarımınızda hangi tür doğal taşları kullanmayı tercih ediyorsunuz? (Mermer, traverten, bazalt vs.)
Peyzaj projelerimde bazalt, granit küp taş, kayrak ve traverten gibi bölgenin doğal taşlarını öncelikli olarak kullanıyorum. İç mekân ve bar tasarımlarında ise özellikle doğal damarları ve tarihsel derinliğiyle mermerden faydalanıyorum.
Taş seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? (Estetik, dayanıklılık, yerel malzeme, sürdürülebilirlik gibi)
Taş seçiminde öncelikle estetik ve bağlamsal uygunluk arıyorum. Bunun yanında dayanıklılık ve sürdürülebilirlik kriterleri de kritik önem taşıyor. Yerel malzemelerin kullanımı, hem çevresel hem de kültürel sürdürülebilirliği destekleyerek projeye özgünlük katıyor.
Taşı yalnızca cephede ya da iç mekânda değil, aynı zamanda mobilya veya detay çözümlerinde de kullandığınız oluyor mu?
Evet, mobilya ölçeğinde de taşla çalışıyorum. Özellikle sosyal alanlarda, bar ve büyük masalarda taş hem yüzey malzemesi hem de mekânsal vurgu öğesi olarak yer alıyor. Peyzaj tasarımlarımda ise geçiş alanları, yürüyüş yolları gibi detaylarda bölgenin doğal taşlarını kullanarak mekânsal süreklilik ve doğallık sağlıyorum.
Doğal taş kullandığınız özel bir projeyi anlatır mısınız? Bu taşın o projedeki rolü neydi?
Kariyerim için özel anlam taşıyan bir restoran tasarımında, koyu damarlı mermer, eskitme rose metal ve antik heykellerle bar alanını kurguladım. Mermer, mekâna zarafet ve tarihsel derinlik katarken, malzemenin doğal damarları ve parlak yüzeyi mekânın odak noktası olmasını sağladı. Bu proje, bar tasarımlarında doğal taşın neden tercih edildiğini göstermesi açısından benim için önemliydi.
Doğal taşla çalışan genç mimarlara ne gibi tavsiyeler verirsiniz?
Doğal taşın hem estetik hem de yapısal potansiyelini iyi anlamalarını öneririm. Malzemenin tarihi ve kültürel bağlamını keşfetmek, tasarımlarına derinlik katacaktır. Ayrıca, yerel taşları kullanarak çevresel sürdürülebilirliği gözetmeleri, hem mesleki hem de tasarımsal anlamda önemli bir avantaj sağlar.


























































+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95