Bir şehrin ölçeğinden bir ataç ölçeğine kadar uzanan mimariler. Otto Felix’in tasarım dünyası, disiplinler arasındaki sınırları bulanıklaştıran yaratıcı bir laboratuvar gibi. DJ kabininden fotoğraf stüdyosuna, helikopter kokpitinden mimarlık ofisine uzanan çok katmanlı geçmişi, onun mimarlığa yalnızca bir yapı sanatı değil, duygusal bir deneyim olarak bakmasını sağlıyor. 2005 yılında kurduğu Studio Felix ile başladığı yolculuk bugün, Studio Otto Felix adı altında, her projesinde hem işlevi hem duyguyu kucaklayan bir mimari dile dönüşüyor. Felix için her tasarım, doğru soruyu bulmak ve o soruya duygu yüklü bir yanıt vermekle başlıyor.
DJ’likten fotoğrafçılığa, pilotluğa, müzik prodüksiyonuna ve daha pek çok alana kadar çok yönlü bir geçmişiniz var. Bu farklı disiplinler mimari pratiğinize nasıl katkıda bulundu?
Mimarlık çok disiplinli bir meslektir; bilgi ve bakış açısı ne kadar geniş olursa, tasarımlarımız da o kadar iyi olur. Bir fotoğrafçının kompozisyona bakışı çok dengeli ve hassastır; bir pilotun uzamsal ilişkisi farklıdır; yukarıdan bakmak, hayatı çok farklı bir şekilde görmektir ve bu, bir mimar için çok önemlidir. Müzik, farklı bir his ve deneysel bir ilişki getirir. Bu, bir mimarın yaptığına benzer bir süreçtir: denemek, işe yarayıp yaramadığını görmek için denemeler yapmak. Hayatımda öğrendiğim ve yaptığım her şey, uygulamam üzerinde derin bir etkiye sahiptir.
2005 yılında Studio Felix’i kurdunuz. O zamandan bu yana stüdyonun yolculuğunu ve en önemli dönüm noktalarını nasıl tanımlarsınız?
Brezilya’da bir mimarlık stüdyosu kurmak çok zordu. Projeler azdı ve çok küçüktü. O zamanlar stüdyo, gelirini artırmak için projeler yapıyordu. Başlangıçta, bir girişimci olacağımı anladığım için işletme ve pazarlama okumam gerektiğini hissettim.
2008 yılında MBA’mi tamamladım ve daha geniş bir vizyonla, bir pazarlama ajansı tutarak bir strateji geliştirdim ve stüdyomuzun markasını yeniledim.
Bunu tarihimizdeki en önemli adım olarak görüyorum.
Bundan sonra, bir basın ofisi tutmak ve bir sergi düzenlemek gibi stratejileri uygulamaya başladım. İlk sergimiz 2011 yılında gerçekleşti ve ilk ödülümüzü kazandık.
Bundan sonra projelerimiz gelişmeye başladı ve bugün çok büyük binalar ve projeler tasarlıyoruz.
Mimarlığı hem bir sanat hem de bir teknik olarak tanımlıyorsunuz. Projelerinizde bu iki yönü nasıl dengeliyorsunuz?
Mimarlık bir soruna çözümdür; işlev, organizasyon ve akıştır. Mimar, bunu sanatsal bir şekilde, duygu uyandıracak şekilde düzenleme gücüne sahiptir. Benim için mimarın gücü budur: Tasarladıkları mekanın, tamamlanmadan önce insanlarda ne hissettireceğini hissedebilmek.
Bir projede doğal taş kullanmaya karar verirken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?
Hangi taşı kullanacağıma karar verirken, her zaman doku ve rengin uyandıracağı hissi göz önünde bulundururum.
Farklı taş türleri (mermer, traverten, granit vb.) tasarımda farklı roller oynar. Projelerinizde bu malzemeler nasıl öne çıkıyor?
Sorunuz çok güzel. Bir projede doğal taşın hangi rolü oynamasını istediğimi her zaman düşünürüm. Bu, sadece hafiflik katmak gibi göze çarpmayan bir rol olabilir. Diğer durumlarda ise, proje içinde sanatsal bir nesne ise, tezgah gibi önemli bir unsuru vurgulamak için taşı ana aktör olarak kullanabiliriz.
Türkiye’deki okuyucularımız için şunu sormak istiyoruz: Sizce mimaride doğal taşın rolü nedir ve projelerinizde bu malzemeyi nasıl konumlandırıyorsunuz?
Doğal malzemeler beni büyülüyor. Doğal taşın üzerine basmak harika bir his veriyor. Her damarın her katmanının oluşumunu görmek sizi doğa ve Tanrı ile bağlantıya geçiriyor.
Portföyünüzdeki hangi projeyi doğal taş kullanımının en çarpıcı örneği olarak görüyorsunuz?
Taşın yoğun olarak kullanıldığı iki projeyi fotoğrafladık: tamamen traverten taşından yapılmış Pauferro evi ve tamamen moledo taşından yapılmış AU evi.
Taş gibi güçlü ve karakterli bir malzemeyle çalışmak isteyen genç mimarlara ne tavsiye edersiniz?
Malzemenin sınırlarını bilin, farklı şekillerde ve farklı yerlerde kullanın. Doğal malzemelerin otantik hisler uyandırdığını unutmayın.



































+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95