Japon mimarisi, minimalizmi ve doğayla kurduğu güçlü bağ ile tanınır. TOMOAKI UNO ise bu geleneğe sadık kalarak, her projesinde kendine meydan okumayı ve mimariyi sürekli yeniden keşfetmeyi amaçlıyor. Malzemelere sadece yüzey kaplaması olarak değil, onların özünü anlamaya yönelik bir yaklaşımla yaklaşıyor. Ahşap ve betonun öne çıktığı projelerinde, doğal taşın zamansız gücüne de yer veriyor. Geleneksel taş duvar tekniklerine olan ilgisi ve derin saygısı, mimarlık anlayışına yön veren unsurlardan biri. Türkiye gibi kültürel açıdan zengin coğrafyalarda proje yapma fikrine açık olduğunu belirten Uno, her şeyin müşteriye bağlı olduğunu vurguluyor.
Çocukluğunuzun şantiyelerde geçmesinin mimarlık yapmaya karar vermenizdeki etkisini nasıl tanımlarsınız?
Çok küçük yaşlardan beri sıvacı olan babamla sık sık inşaat alanlarına giderdim. Orada çeşitli zanaatkârları iş başında izlemek için birçok fırsatım oldu. Sanırım bu kadar çok zanaatkârla vakit geçirmek, onları derinlemesine anlama ve empati kurma alışkanlığı geliştirmeme yardımcı oldu.
“Benzeri görülmemiş sıradan mimari” felsefenizden bahseder misiniz? Bu kavram projelerinize nasıl yön veriyor?
Kendimi keşfetme sevincine derin bir tutkuyla bağlıyım ve kendi potansiyelime her zaman güçlü bir inancım var. Bu nedenle çalışmalarımda aynı tasarımları veya detayları tekrar kullanmaktan kaçınıyorum. Benim için yenilikçi olmak adına yeni bir mimari oluşturmaktan ziyade her projede kendime meydan okumak önemli.
Japon mimarisi minimalizm ve doğayla bütünleşmesiyle tanınıyor. Tasarımlarınızda Japon mimarisinin hangi geleneksel unsurları öne çıkıyor?
Doğaya ve doğal malzemelere karşı samimi ve dürüst bir tutum.
Projelerinizde ahşap ve betonun öne çıktığını biliyoruz. Doğal taş kullanımı konusunda bir tercihiniz var mı? Hangi projelerinizde doğal taş kullandınız? doğal taş önemli bir malzeme oldu mu?
Malzemeleri sadece yüzey kaplaması olarak kullanmaktan hoşlanmıyorum. Taş söz konusu olduğunda, gerçek yığma inşaatı tercih ediyorum, ancak depreme eğilimli Japonya’da bu Sonuç olarak, Japonya’da taş mimari yaratmak için çok az fırsat vardır. Ancak, ‘Takamine’ filminde Dört yıl önce tamamladığım ‘House’da geleneksel Japon taş duvar tekniğini benimsedim. Beton bir yapı üzerine taş katmanlar yerleştirerek piramidi andıran bir mimari form yaratabilir.
Doğal taşın mimarideki rolüne bakış açınız nedir? Sizce taş bir yapıya hangi estetik veya ruhani niteliği kazandırır?
Taşın gerçek cazibesi, içinde barındırdığı zamansızlıkta yatar. İnsanlık tarihini aşar ve bizi Dünya’nın kökenlerine bağlar. Kalitenin yeri doldurulamaz, bu da mimaride sonsuz yaşamı yaratmaya çalışırken taşı benim için inanılmaz derecede zorlayıcı bir malzeme haline getiriyor.
Japonya dışında projeler üstlenmeyi planlıyor musunuz? Türkiye gibi zengin bir tarihi ve kültürel geçmişi olan bir ülkede bir proje üzerinde çalışmak ilginizi çeker miydi? farklı mimari tarzlar?
Şu an itibariyle ne yapabileceğimi bilmiyorum ama her şey müşteriye bağlı.
Türkiye’deki geleneksel taş binalar veya Osmanlı mimarisi ile ilgili gözlemleriniz veya ilgi alanlarınız var mı?
Bunlara çok aşina değilim ama ne zaman televizyonda ya da dergilerde geleneksel Türk mimarisini görsem, ustaların titiz ve sabırlı çalışmalarına hayran kalıyorum. Onlara karşı derin bir saygı duyuyorum.





































+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95