Sanatçı Stanislava Pinchuk, mermeri yalnızca estetik bir malzeme olarak değil, aynı zamanda bir hafıza taşıyıcısı olarak konumlandırıyor. Ukraynalı sanatçının çok ses getiren yerleştirme serisi The Wine Dark Sea, ilk kez üç yıl önce Avustralya’da sergilenmiş olsa da, bugün hâlâ güncelliğini koruyan güçlü bir mesaj taşıyor: Mermer, sadece bir doğal taş değil; aynı zamanda insanlık tarihine kazınan sessiz bir tanık.
Art Basel Hong Kong’un ‘Encounters’ bölümünde sergilenen eser, Avustralya’nın tartışmalı sığınmacı politikalarına eleştirel bir bakış sunuyor. Pinchuk, 2016’da basına sızdırılan ve Manus ile Nauru’daki mülteci kamplarında yaşanan insan hakları ihlallerini belgeleyen Nauru Dosyaları’ndan yola çıkarak bu çalışmayı geliştirdi. Sayfalarca şiddet ve ihmal raporunu mermer levhalara kazıyarak belgeleyen sanatçı, bu belgeleri dijital belirsizlikten çıkarıp kalıcı ve fiziksel bir anıta dönüştürmeyi amaçlıyor.
Sanatçı, mermeri seçme nedenini şöyle açıklıyor: “Mermer hem çok güzel hem de tarihsel bir ağırlığı var. Aynı zamanda ikinci şans tanımayan bir malzeme; tıpkı bir mültecinin kaderi gibi.” Pandemi döneminde bir mezartaşı ustasının yanında çıraklık yapmasıyla taş işçiliğine dair derin bir bağ kuran Pinchuk, mermeri sadece bir araç değil, aynı zamanda bir anlatıcı olarak görüyor.
The Wine Dark Sea yerleştirmesinde Homer’in Odysseia destanından pasajlar ile Nauru Dosyaları’ndan alınan ifadeleri yan yana getirerek bir tür anlatı tersine çevirmesi yapılıyor. Pinchuk, bu anlatı oyunuyla göçmenliğin Batı edebiyatında övülen bir kahramanlık hikâyesi olarak kabul edilirken, gerçek hayattaki göçmenlerin neden dışlandığını sorguluyor. “Odysseus’u okuduğunuzu sanıyorsunuz ama aslında bir mülteci kampından gönderilmiş bir mesajı okuyorsunuz” diyor sanatçı.
Yerleştirmenin en dikkat çeken yönlerinden biri ise taş seçimindeki bilinç. Dalgaların kayalara çarpışını andıran damarlı mermerler, hem denizi hem de karayı yani göçün iki kutbunu temsil ediyor. Katman katman dokularla çalışmayı seven Pinchuk için taş sadece estetik değil; toprağın, insanın ve tarihin iç içe geçtiği bir yüzey.
Sanatçının bu projesi, taşın hem bir anıt hem de bir tanık olarak gücünü gözler önüne seriyor. Bugün, mermerin yalnızca mimaride veya tasarımda değil, toplumsal hafızanın taşıyıcısı olarak da kullanılabileceğini bize yeniden hatırlatıyor.








































+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95