Mimarlık, yalnızca yapılar inşa etmek değil, insanlarla, doğayla ve kültürel mirasla güçlü bir bağ kurmaktır. İşte tam da bu anlayışla yola çıkan Mix Architecture, 2016 yılında üç vizyoner ortak tarafından kuruldu. Farklı fikirleri ve tasarım anlayışlarını ustalıkla harmanlayan firma, kırsal mimariyi çağdaş dokunuşlarla buluşturarak her projesinde özgün bir hikâye anlatıyor. Malzemelerin mimariyle kurduğu diyaloga büyük önem veren Mix Architecture, doğal taş ve mermeri, mekânın kimliğiyle bütünleşen zamansız unsurlar olarak ele alıyor. Mimarlık anlayışlarını, malzeme seçimindeki yaklaşımlarını ve Xiamen Mermer Fuarı’na dair görüşlerini bu özel röportajda, Mix Architecture’ın mimarlık dünyasına kattığı benzersiz bakış açısıyla sizleri baş başa bırakıyoruz.
Mix Architecture’ı kurma süreciniz nasıl gelişti? Firmayı kurarken amacınız ve motivasyonunuz neydi?
Mix Architecture, üç ortak tarafından kuruldu ve ofisimize “MIX” adını verdik. “MIX” kelimesi, birleşimi ve kaynaşmayı ifade ediyor; biz de ofisimizin kapsayıcı olmasını, farklı fikirleri ve talepleri harmanlamasını umuyoruz. Ortak bir temel felsefe doğrultusunda, bireysel bakış açılarına göre çeşitlenen mimari eserler yaratmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda belirli bir tip veya yönelime odaklanmak yerine, projelerimizin türlerini ve sınırlarını genişletmeye çalışarak mimari vizyonumuzu zenginleştirmeyi hedefliyoruz.
Tasarım anlayışınızda kırsal mimariyi çağdaş yaklaşımlarla harmanlıyorsunuz. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Kırsal ve kentsel mimari arasındaki temel fark, bulundukları alan ve çevre koşullarıdır. Modern tasarım yöntemleri ise günümüz yaşam tarzına uygun olarak yeni kullanıcı taleplerine yanıt verir. Bu nedenle, kırsal ve modern tasarım anlayışları birbirine karşıt değildir. Mekânın kendisi, kültür ve çevre tasarımın ilham kaynağıdır; kullanıcı ihtiyaçları ve geleceğe yönelik beklentiler ise tasarımın ulaşmayı hedeflediği unsurlardır. Bu iki yön birbirini tamamlar. Mekânın diliyle modern hikâyeler anlatarak, çağdaş gereksinimlere uygun ama aynı zamanda bölgesel kültüre yanıt veren mimari mekânlar oluşturabiliriz.
Projelerinizde doğal taş ve mermer nasıl bir rol oynuyor? Malzeme seçimlerinizi hangi faktörler belirliyor?
Malzeme seçiminde en önemli ilkemiz, bölgesel bağlam, mekânın atmosferi ve tasarım felsefesiyle uyum sağlamaktır. Aynı zamanda, mimari tekniklerin otantikliğini ve kültürel bağlamla kurduğu diyaloğu göz önünde bulunduruyoruz. Bu nedenle, taş veya mermer kullanımımız da aynı yaklaşıma dayanıyor. Bir malzeme, içinde bulunduğu çevreyle diyalog kurabiliyorsa, mimariyi işlev, mekân ve alan açısından daha iyi entegre eder. Böylece, tasarım felsefemizin bütüncül ve doğru bir şekilde aktarılmasını sağlar.
Yerel malzeme kullanımı ve Çin’de doğal taşın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çin’in gelişimiyle birlikte, kültürel özgüven de giderek güçleniyor. Bu nedenle, gelecekte yerel veya doğal malzemelerin kullanımı daha yaygın hale gelecek. Bu tür malzemeler, doğayla uyum içinde yaşamayı vurgulayan Doğu felsefesiyle doğal olarak örtüşüyor ve yerel kültürün ifade edilmesi için daha fazla fırsat sunuyor.
Xiamen Mermer Fuarı’nın malzeme inovasyonu açısından nasıl bir platform sunduğunu düşünüyorsunuz?
Xiamen bölgesi, Çin taş endüstrisinin gelişimi ve uygulamaları açısından kritik bir alan. Aynı zamanda Minnan bölgesi, taş yapı kültürü açısından köklü bir geçmişe sahip. Çin’de malzeme teknolojisi ve bilimsel yetkinlikler geliştikçe, Xiamen Mermer Fuarı hem yerel hem de uluslararası anlamda önemli bir etkileşim platformuna dönüştü. Bir yandan, yeni küresel talepler doğrultusunda malzeme ve teknolojik ilerlemeler genişletilirken, diğer yandan iç pazara daha çeşitli perspektifler ve kültürel etkiler kazandırılıyor. Bu tür etkileşimler, kültür, sanat ve teknoloji gelişimi açısından büyük önem taşıyor.
Uluslararası taş ve mermer şirketleriyle iş birlikleriniz oldu mu? Gelecekte bu alandaki ortaklıklarınızı nasıl geliştirmeyi planlıyorsunuz?
Şu ana kadar uluslararası taş firmalarıyla bir iş birliğimiz olmadı, ancak gelecekte uygun projeler kapsamında bu tür ortaklıklar kurmayı umuyoruz. Bu iş birlikleri aracılığıyla, kültürel bağlamla örtüşen ancak aynı zamanda geleceğe yönelik, daha çağdaş yaklaşımlar sunan mimari tasarım konseptlerini hayata geçirmeyi hedefliyoruz.
Önümüzdeki yıllarda mimaride hangi trendlerin öne çıkacağını düşünüyorsunuz?
Bir yandan, kültürel talepler artacak ve mevcut teknoloji doğrultusunda, taş malzemelerin iletmesi gereken kültürel bilgi veya atmosfer duygusu daha fazla önem kazanacak. Bu durum, daha özelleştirilmiş malzeme işleme ve inşaat yöntemlerine olan talebi artıracaktır. Öte yandan, teknoloji sürekli gelişiyor; yapay zekâ, akıllı inşaat teknolojileri ve internet çağının sanatsal anlayış üzerindeki etkisi, taş malzemelerin kullanımında ve yapı tekniklerinde yeni keşiflere ve sunumlara yol açacaktır.
Doğal taş ve mermer kullanılarak hayata geçirilmiş en özel projelerden bazılarını bizimle paylaşabilir misiniz?
Hannes Peer Architecture tarafından İtalya’da gerçekleştirilen MARMOR III taş ocağı projesi, taş ocağıyla işlenmiş mermer dokusunu olağanüstü bir şekilde birleştiriyor. Bunun yanı sıra, Japonya’daki nendo stüdyosu, Milan’ın Brera bölgesinde mermer üreticisi Marsotto için bir showroom tasarladı. Bu projeler, doğal taşın modern mimariyle nasıl etkileyici bir şekilde buluşabileceğini gözler önüne seriyor.





























+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95