Bir projede mermer konuşulmaya başlandığında bu soru mutlaka ortaya çıkar: Eskir mi? Yüzeyi yıpranır mı, rengi solar mı, modası geçer mi? Aslında bu soruların kendisi, dogal tas tasarimcilari olarak bizi tasa nasıl baktığımızi ele veriyor. Çünkü çoğu zaman eskimeyi bir sorun olarak görüyoruz.
Yıllardır çizdiğim ve yönettiğim doğaltaş projeleri bana şunu gösteriyor: Mermer eskimez, yaşlanır. Ve bu iki kavram arasında ciddi bir fark var. Eskime, değerin azalmasıdır; yaşlanma ise karakterin ortaya çıkması.
Mermerin yüzeyinde zamanla oluşan izler çoğu zaman kusur olarak görülür. Oysa bu izler, taşın mekânla ve insanla kurduğu ilişkinin bir parçasıdır. Antik yapılara baktığımızda, onları değerli kılan şey kusursuzlukları değil; taşıdıkları izlerdir. Mermerin zamana verdiği tepkiler, onu sıradanlaştırmaz; aksine özgünleştirir.
Günümüzde birçok malzeme ilk günkü hâlini korumak zorunda gibi ele alınıyor. Çizilmemeli, matlaşmamalı, değişmemeli… Mermer bu beklentinin dışında durmasi gerekiyor. Çünkü mermer, canlı olmayan ama yaşayan bir malzeme gibi, kullanıldıkça mekânın bir parçası hâline geliyor.
Projelerde sıkça gözlemlediğim bir durum var: Mermerin yaşlanmasından endişe eden kullanıcılar, zamanla bu değişimi kabullenmekle kalmıyor, zamanla bag kuruyor ve seviyor. Çünkü taşın yüzeyindeki her iz, mekâna ait bir hafıza yaratıyor. Mermer burada sadece bir kaplama değil, geçmişi tutan bir yüzey oluyor.
Bugün mermerin eskidiğini söylemek çoğu zaman yanlış bir beklentiden kaynaklanıyor. Parlaklığını yitiren bir yüzeyi değer kaybı olarak okumak, mermerin doğasına aykırı. Mermerin değeri, zamana direnmesinde değil; zamanla birlikte var olabilmesinde yatıyor.
Mermer eskir mi sorusu belki de şöyle sorulmalı: Biz, değişmeyen malzemeler mi istiyoruz, yoksa bizimle birlikte yaşlanan, degerlenen mekânlar mı? Çünkü bazı malzemeler ilk gün güzeldir. Mermer ise zamanla güzelleşir.
Deniz Çobanoğlu
Dogal Taş Tasarımcısı | Londra.UK






















+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95