1988 yılında Floransa’da doğan ve bugün Milano merkezli olarak çalışmalarını sürdüren mimar ve tasarımcı PF|Studio’nun kurucusu Pietro Franceschini, klasik İtalyan duyarlılığını çağdaş bir bakışla yeniden tanımlıyor. Floransa’nın dengeli Rönesans oranlarıyla yoğrulmuş estetik anlayışını, dijital çağın ironisi ve deneysel enerjisiyle harmanlayan Franceschini, tasarımlarında “saygısız ama duygusal” bir tavır benimsiyor. Onun yaratım süreci, zamansız zarafetle beklenmedik jestler arasında kurulan cesur bir diyalog. Mermeri bile yumuşak, akıcı bir forma dönüştürebilen bu yaklaşım, PF|Studio’nun her parçasında hem dijital illüzyonun hem de geleneksel zanaatkârlığın izlerini taşıyor. Paris, New York ve Brooklyn’deki deneyimleriyle şekillenen çok katmanlı vizyonu, Franceschini’yi küresel tasarım sahnesinde özgün kimliğinden ödün vermeden var olabilen ender isimlerden biri haline getiriyor.
Tasarımlarınız klasik İtalyan duyarlılığını çağdaş bir yaklaşımla harmanlıyor. Yaratıcı sürecinizde bu iki zıt gibi görünen unsuru nasıl bir araya getiriyorsunuz?
Klasik mimari ve Rönesans oranları ile çevrili bir ortamda büyüdüm, bu yüzden denge ve uyum duygusu benim içime işlemiş durumda. Aynı zamanda çağdaş kültür, ironi ve dijital estetik beni çok etkiliyor. Çalışmalarım, bu ikisi arasında bir diyalog haline geliyor: zamansız İtalyan titizliği ile günümüzün beklenmedik jestleri bir araya geliyor. Bunları zıtlıklar olarak değil, birbirini tamamlayan güçler olarak görüyorum.
Çalışmalarınızı “saygısız” ama “duygusal olarak etkili” olarak tanımladığınızda, bundan ne anlamalıyız?
“Saygısız” kelimesi, tasarımı ciddi bir şey olarak görmeyi reddettiğimi ifade ediyor. Alay etmek, şaşırtmak, gülümsemeyi tetiklemek hoşuma gidiyor. Ancak bu eğlenceli tavrın altında güçlü bir duygusal çekirdek var: insanları harekete geçirmek, bir nesneyle karşılaştıklarında unutulmaz bir şey hissetmelerini sağlamak.
Dijital illüzyon ve gerçeklikle oynamaya ilgi duyduğunuzdan bahsetmiştiniz. Bu konsepti ilk kez en net şekilde hangi projede keşfettiniz?
İlk denemelerimi, hepimizin çevrimiçi yaşadığı pandemi döneminde yaptım. İlk bakışta dijital renderlar gibi görünen, aşırı cilalı, sürreal yüzeyler içeren eserler yarattım, ama bunlar aslında somut nesnelerdi. Sanal ve fiziksel arasındaki bu gerilim beni büyüledi ve hala çalışmalarımı etkiliyor.
Floransa, Paris, New York ve Brooklyn gibi çok farklı kültürlerden etkilenmişsiniz. Bu çok katmanlı geçmişiniz çalışmalarınıza nasıl yansıyor?
Floransa bana gelenekleri, Paris inceliği, New York hırsı ve Brooklyn ise deneyselliğin ham hissini verdi. Her şehir, çalışmalarımı bir kişilik katmanı daha ekledi. Bu kombinasyon, zarafet ve cesaret, miras ve saygısızlık arasında akıcı bir şekilde hareket etmemi sağlıyor.
PF|Studio’yu kurarken sizi en çok motive eden şey neydi?
Bağımsızlık arzusu, taviz vermeden fikirleri özgürce keşfedebileceğim bir alan arzusu. PF|Studio, merak, işbirliği ve gerçekten kendime ait hissettiğim bir dil yaratmak için bir platform.
Mermer ve diğer doğal taşlarla çalışıyor musunuz? Eğer öyleyse, bu malzemeler estetik yaklaşımınızda nasıl bir rol oynuyor?
Evet, çok fazla. Taş kültürel bir ağırlığa sahiptir; ebedi, asil ve güçlüdür. Bu ağırlığı, akıcı, neredeyse yumuşak hissettiren formlarla kontrast oluşturmaktan keyif alıyorum. Bu, mermerin öyküsünü yeniden yazmanın bir yolu: sadece anıtsal değil, aynı zamanda eğlenceli ve duyusal.
Taş gibi “sert” bir malzemeyi bu kadar yumuşak ve akıcı formlarda sunmayı nasıl başarıyorsunuz?
Öncelikle, parçanın hacmini ve oranlarını tam olarak kontrol edebildiğim çok detaylı 3D modellerle başlıyorum. Geometri belirlendikten sonra, hedeflediğim amaca en uygun taşı seçmeme yardımcı olan yetenekli zanaatkarlarla işbirliği yapıyorum. Bu, dijital hassasiyet ve malzeme uzmanlığı arasında bir diyalogdur. Birlikte, nihai nesnenin hem tasarımın yumuşaklığını hem de taşın bütünlüğünü korumasını sağlıyoruz.
Çalışmalarınız birçok uluslararası platformda sergilendi. Sizce, küresel çapta tanınmanızın arkasındaki en önemli faktör nedir?
Vizyonumdaki tutarlılık. Başından beri, alışılmadık gelse bile kendi dilime sadık kaldım. Tasarım dünyası küreseldir ve özgün, güçlü bir kimliğe sahip bir şey sunarsanız, bu sınırların ötesinde yankı bulur.
PF|Studio’nun yakın gelecekte bizi bekleyen projeleri nelerdir?
Heyecan verici bazı işbirlikleri yolda biri mermere odaklanıyor, diğeri ise ilk kez tekstil ürünlerini keşfediyor. Bunların yanı sıra, yeni galerilerle çalışıyorum ve koleksiyonuma birkaç yeni parça ekliyorum. Bu, stüdyonun ruhuna sadık kalarak kelime dağarcığını genişletme fırsatı.

































+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95