New York’un deneysel ruhu ile Tayvan’ın disiplinli uygulama gücünü aynı potada eriten Studio Supra-Simplicities, mimarlık dünyasında sadeliği sadece görsel bir tercih değil, çok katmanlı bir performans biçimi olarak yeniden tanımlıyor. Kurucusu Han Kuo ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; okyanus aşırı bir ekiple çalışmanın yaratıcı avantajlarından, doğal taşın sadece estetik bir kaplama değil, iklimle barışık bir ‘ısı dengeleyici’ olarak nasıl kullanılabileceğine kadar pek çok kritik konuyu ele aldık. Tasarımın en saf halini ‘Supra-Simplicities’ kavramı üzerinden okuyan Kuo, çocukça bir eskizin nasıl güçlü bir mimari gerçekliğe dönüştüğünün ipuçlarını paylaşıyor.
Studio Supra-Simplicities © nasıl kuruldu? New York ve Tayvan arasında bir ekip olarak çalışmak tasarım yaklaşımınızı nasıl etkiliyor?
Biz, New York ve Tayvan’da konumlanmış ekipleri olan genç bir mimarlık ofisiyiz. Bu iki farklı coğrafyada faaliyet göstermek, hem Batı hem de Doğu kültürel çerçeveleriyle üretken bir şekilde ilişki kurmamıza olanak tanıyor.
Ana tasarım ekibimiz, Han Kuo liderliğinde Brooklyn, New York’ta bulunuyor ve burada deneysel ve akademik odaklı projelere yoğunlaşıyoruz. aİkinci ekibimiz ise Tayvan’da yer alıyor ve devam eden konut projelerinin inşaat ve uygulama süreçlerini yürütüyor. Bu iki merkezli yapı, araştırma temelli tasarım sorgulamaları ile pratikte inşa edilen işler arasında işbirliğine dayalı bir alışveriş ortamı yaratıyor ve ofisin bütününü zenginleştiriyor.
Stüdyonuzun adındaki “Supra” ve “Simplicities” kavramları mimari pratiğinize nasıl yansıyor?
Stüdyonun adı net ve bilinçli bir duruşu ifade ediyor: Tasarımın temelde basit, anlaşılır ve ilgi çekici olması gerektiğine inanıyoruz.
“Simplicities” kelimesinin çoğul kullanımı, sadeliğin tekil ya da indirgemeci bir kavram olmadığını; aksine, bağlama göre farklı yorumları ve görünümleri olan çok katmanlı bir durum olduğunu vurguluyor.
Studio Supra-Simplicities © projelerinde doğal taşın hangi özellikleri öne çıkıyor?
Malzeme stratejimiz, salt estetik kaygılardan ziyade, özellikle ısıl kapasite olmak üzere malzemenin içsel fiziksel özelliklerini önceliklendirir.
Meksika’nın Chihuahua kentinde tasarlanan, henüz inşa edilmemiş bir anaokulu projesinde, doğal taş çöl iklimine yanıt olarak iç mekân sıcaklıklarını dengelemede kritik bir rol üstlenmektedir. Özel olarak tasarlanan bir istinat duvarı sistemi, hem iç mekânları tanımlar hem de çevredeki peyzajı projeye entegre ederken, her programın ısıl gereksinimlerine göre ısı transferini seçici biçimde sınırlar ya da artırır.
Taşı iç mekânlarda mı yoksa dış cephede mi kullanmayı tercih ediyorsunuz? Bu tercihi hangi kriterler belirliyor?
Taşı hem iç hem de dış mekân uygulamalarında kullanmayı hedefliyoruz. Ancak özellikle iç ve dış mekân arasındaki yarı açık veya geçiş alanlarında kullanımı son derece etkileyici olabiliyor. Bu alanlarda taş, doğal özellikleri sayesinde çevresel koşulları dengeleyerek mekânsal sürekliliği güçlendiriyor.
Doğal taşı en çok hangi tür projelerde kullanmayı tercih ediyorsunuz?
Taşı ana malzeme olarak kullandığımız tek bir yapı tipolojisi yok. Bunun yerine, doğal taşı diğer malzemelerle birlikte kullandığımız dengeli ve karma bir malzeme paletini benimsiyoruz. Taşın projedeki oranı, biçimsel bir tercihten ziyade bağlam, program gereksinimleri ve çevresel performansa göre projeden projeye değişiyor.
Projelerinizde en sık hangi doğal taş türleriyle çalışıyorsunuz
(mermer, traverten, kireçtaşı vb.)?
Her zaman mekânın anlatıyı taşımasına ve mekânsal duruşumuzu incelikli biçimde aktarmasına izin vermeye çalışıyoruz. Projelerimizde traverten, nötr karakteri nedeniyle tercih ediliyor; mekânsal hikâyeyi destekleyen, onunla rekabet etmeyen bir malzeme olarak kullanılıyor.
Doğal taş üreticilerine ve uygulayıcılarına, mimarlarla daha güçlü işbirlikleri kurmaları için ne önerirsiniz?
Üreticiler ve uygulayıcılarla yakın işbirliğine büyük önem veriyoruz. Mimarlar, doğal taş üreticilerinden gelen proaktif destek ve yapıcı önerileri son derece değerli bulur. Verimli ve sürekli iletişim, başarılı bir işbirliği için vazgeçilmezdir; bu nedenle taş üreticileri tasarım ve üretim süreci boyunca açık diyaloğa girmekten çekinmemelidir.
Studio Supra-Simplicities ©’in mimari yaklaşımını okuyucularımız için tek bir cümleyle nasıl özetlersiniz?
Mimari tasarımın basit bir fikirle başlayabileceğine ve bu fikrin, amacını ve işlevini tam anlamıyla destekleyecek şekilde geliştirilebileceğine inanıyoruz. Hatta çocukça görünen bir eskiz bile güçlü bir mimari tasarıma dönüşebilir.






























+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95