Belki de bu yüzden, tasarımları zamansız olmanın ötesinde, her zaman “yaşayan” hissi veriyor.
Hayalleri gerçeğe dönüştürmeyi bir yaşam biçimi haline getiren Escapefromsofa, 2009 yılından bu yana İstanbul merkezli çalışmalarıyla iç mekân ve ürün tasarımı alanında fark yaratıyor. Sadelik, detay ve işlevselliği bir araya getiren ekip; yeni malzeme ve teknolojilerle sürekli yenilenirken, her projede kullanıcıyla güçlü bir duygusal bağ kurmayı hedefliyor. Hem yerel hem uluslararası ölçekte projelere imza atan stüdyo, çağdaş çizgisini bağlamsal yaklaşımla harmanlayarak, mekânlara özgün bir kimlik kazandırıyor.
Escapefromsofa’nın kuruluş süreci ve temel hedefleri hakkında bilgi verir misiniz?
Escapefromsofa, 2009 yılında İstanbul’da, tasarımı gündelik hayatın doğal bir parçası haline getirme fikriyle kuruldu. Amacımız; çağdaş, fonksiyonel ve kullanıcıyla duygusal bir bağ kuran mekanlar tasarlamak. Her projede, global bir bakış açısını yerel üretimle birleştirmeye özen gösteriyoruz.
Firmanızın ismi ve felsefesi neyi ifade ediyor?
“Escapefromsofa” aslında bir metafor. İsmin ardında, koltuktan kalkıp dünyayı keşfetme, hissetme ve deneyimleme fikri yatıyor. Bizim için tasarım; yalnızca bir nesne ya da estetik bir form değil, yaşamın içinden gelen bir deneyim. Yani ismimiz, hem bir kaçış hem de bir çağrı.
Tasarım yaklaşımınızı ve projelerde benimsediğiniz temel prensipleri nasıl tanımlarsınız?
Bizim için tasarım, dengeli bir sadelik üzerine kurulu. Her detayın bir anlamı olmalı ve her mekân, bulunduğu bağlamla güçlü bir ilişki kurmalı. Fonksiyonellik, malzeme kalitesi ve kullanıcı deneyimi bizim için birbirinden ayrılmaz değerler. Zamanla eskimeyen, ama yaş aldıkça güzelleşen tasarımlar yaratmayı önemsiyoruz.
İç mekan tasarımlarınızda malzeme seçimi hangi kriterlere göre belirleniyor?
Malzeme, projenin ruhunu belirleyen en temel unsur. Bizim için dokunma hissi, yaşlanma biçimi ve doğallığı çok önemli. Gerçek malzemelerle, kendi karakterini taşıyan mekânlar yaratıyoruz. Ahşap, taş ve metal gibi doğal yüzeyler bu yüzden projelerimizin ana dilini oluşturuyor.
Doğal taş, Escapefromsofa projelerinde nasıl bir konumda yer alıyor?
Doğal taş bizim için yüzeyden çok daha fazlası. Her taşın damar yapısı, dokusu ve rengi mekâna bambaşka bir atmosfer kazandırıyor. Bu yüzden taş, mekânda denge ya da kontrast kurmak istediğimiz anlarda sıkça başvurduğumuz bir malzeme. Zamansızlığıyla, mekânın kimliğine derinlik katıyor.
Mermerin tasarım sürecinizde ne gibi avantajlar sunduğunu düşünüyorsunuz? Onu diğer malzemelerden ayıran özellikler nelerdir?
Mermer, doğanın zarafetini ve gücünü aynı anda barındırıyor. Işığı yansıtma biçimi, dokusunun biricikliği ve yıllar içinde kazandığı patina, mekâna süreklilik duygusu kazandırıyor. Her plaka kendine özgü, tıpkı el işçiliği gibi. Bu da bizim tasarım yaklaşımımızla tamamen örtüşüyor.
Türkiye’nin doğal taş çeşitliliği ve üretim potansiyeli, tasarım süreçlerinizi nasıl etkiliyor?
Türkiye, doğal taş açısından çok zengin bir coğrafya. Bu çeşitlilik, bize hem estetik hem de sürdürülebilirlik açısından ilham veriyor. Yerel taşlarla çalışmak, hem tasarıma kimlik kazandırıyor hem de üretim sürecinde çevresel ayak izimizi azaltıyor. Kendi coğrafyamızın malzemeleriyle global ölçekte işler üretmek bizim için değerli.
Escapefromsofa’nın gelecekteki hedefleri nelerdir? Tasarım trendlerinde hangi yöne doğru ilerlemeyi düşünüyorsunuz?
Biz trendlerin peşinden gitmekten çok, kendi dilimizi dönüştürmeyi önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde daha sürdürülebilir, yerel üretime dayalı, zamana karşı dayanıklı tasarımlar üretmeyi hedefliyoruz. Teknolojiyle el işçiliğini bir araya getiren, insana dokunan mekanlar yaratmaya devam edeceğiz.
Escapefromsofa, bugün sadece tasarım yapmıyor; yaşama biçimini şekillendiriyor. Her projesinde sade bir estetikle, işlevselliği duygusal bir bağla buluşturuyor. Ve belki de bu yüzden, tasarımları zamansız olmanın ötesinde, her zaman “yaşayan” hissi veriyor.































+90 532 585 51 95
+90 532 585 51 95